Hz. Hud ve Âd kavmi
Bölüm 1Güçlü ve kibirli bir kavim
Çok eski zamanlarda, Hz. Nuh'tan sonra, Âd adında güçlü bir kavim yaşardı. Allah onlara güç, zenginlik, kalabalık aileler ve yüksek sütunlu büyük evler yapma becerisi vermişti.
Güçleriyle ün saldılar, ama Allah'a şükredecekleri yerde kibirlendiler. Yaratıcılarına değil putlara taptılar ve güçlerinin onları sonsuza kadar koruyacağını sandılar.
Bölüm 2Hud kavmini çağırıyor
Allah onları yeniden doğru yola çağırmak için içlerinden Hz. Hud'u gönderdi. Onun dürüst ve samimi biri olduğunu biliyorlardı. Hud onları nazikçe çağırdı: “Ey kavmim! Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na yönelin ki size gökten bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın.”
Hud onlardan hiçbir şey istemedi: “Sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığım yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.” Ama ileri gelenler onunla alay etti ve kibirle “Bizden daha güçlü kim var?” dediler. Zenginlik ve güç, onlara bu gücü verenin kim olduğunu unutturmuştu.
Hud yıllarca kavmini yalnızca Allah'a ibadete çağırmaya devam etti. Sadece birkaç kişi inandı. Çoğu, hidayet yerine kibri seçti.
Bölüm 3Yağmur getirmeyen bulut
Bir gün gökyüzünde onlara doğru gelen büyük, kara bir bulut gördüler. Sevinçle “Bu bulut bize yağmur getirecek” dediler. Ama Hud bunun bir rahmet bulutu olmadığını biliyordu. Bu, uyarıldıkları azaptı: güçlü bir rüzgâr.
Allah'ın emriyle rüzgâr yedi gece sekiz gün durmadan esti. Kimsenin kendilerinden güçlü olmadığını sanan kavim ona karşı hiçbir şey yapamadı ve geride yalnızca yıkıntılar kaldı. Hud ve inananlar Allah'ın rahmetiyle kurtuldu.
Hud görevini sabır ve cesaretle yerine getirmişti. Kavminin çoğu onu reddetse de Allah'ın mesajını iletmekten hiç vazgeçmedi.







